Önce iki kavramın kısa adını açalım.Türkiye’de sivil toplum kuruluşu olarak adlandırılan STK ’lar Avrupa’da ‘Non-Governmental Organizations’(hükümet dışında bir alan) ABD ise ‘Non-Profit Sector’ yani özel sektör dışında bir alan olarak adlandırılmış.Bu iki kavramın birleşimi ile Türkiye’de STK özelliğini tanımlamada şöyle bir tanım çıkmış ortaya:
‘STK’ lar kamu makamlarından ve siyasi partilerden bağımsız ticari kar
amacı gütmeyen kurumlardır’
Bu tanıma Avrupa’dan ve Amerika’dan çok örnek verebiliriz.
Mesela Fransa’da bir çevre örgütü var.İsmi gerekmeden diyebiliriz ki devletin izlediği politikayı değiştirmiş..Yine bir diğer örnek gençlik örgütünden.Gençlik örgütü de istihdamı arttıran yasa çıkarttırmış..
Ancak Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının yanında birde kanunla kurulan sermaye tabanlı resmi kuruluşlar var.Bunların resmi plakalı arabaları vardır.Resmi yada yarı resmi kurum statüsünde oldukları için (açıkçası bunların sivil toplum kuruluşu olmasına şüpheli gözle baktıkları için) yabancılar İngilizce olarak bunlara ‘İnterest Group’ demiş.
Bizden (Türkiye’den ) örnek vermek gerekirse TÜSİAD bu tür büyük sermaye kesiminin çıkarını (yanlış anlaşılmasın ‘çıkar’ kötü anlamda değil ‘hakkını’ anlamında kullanıyorum) gözetir.Türk Tabipler Birliği (TTB) yada Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ne bunu uygularsak Türk Tabipler Birliği’ de yada bizim birliğimizde biz hekimlerin çıkarını=hakkını gözetir.Barolar birliğinin de hukukçuların hakkını gözetmesi doğaldır.O zaman buradan şu sonuç çıkar .Bizim verdiğimiz aidatlar amme alacağı statüsündedir ve sadece bu meslek kuruluşuna üye olan bizleri değil bütün toplumun burada söz hakkı vardır.Dolayısıyla sevgili TDB’ miz kamu niteliğine haiz meslek örgütüdür.Tamam kamu niteliğine haiz olmayı kötülemiyorum.Kötü bir yapıdır demiyorum ama kamu niteliğine haiz ise o vakit sivil toplumda değildir diyorum.Bunu batı dillerinin kaynaklarından ve bizim üniversitelerimizin eğitim ve araştırma birimlerinden aldığım, okuduğum bilgilerle yazıyorum.Geldiğim sonuç şu: Batı diyor ki; bir kurumun STK olması için finansmanını gönüllü kaynak ve bağışlardan sağlanması gerekir. Ayrıca da hükümet dışı kuruluşlar olması gerekir diyor.Yani kamu niteliğine haiz ise bu ‘interest group’ dur Konuyu kısaca buradan Sayın Bakan Recep Akdağ’a getireceğim.Sayın Bakan diyor ki:’Bana diş hekimleri sorunları için TDB olarak gelin.Sizin meslek örgütünüz odur.Ben sadece TDB ile görüşürüm.’
İşte bende bu duyuma binaen bu köşeden yazıyorum. Biz Avrupa ve ABD tanımlamalarına ‘cuk’ diye oturan bir STK kuruluşuyuz . Adı İD4.Açılımı İstanbul Diş Hekimleri Dayanışma ve Dostluk Derneği.10 yıl ayakta kalmışız Finansımızı muayenehanelerden kazandığımız helal paramızla derneğe yaptığımız bağışlardan sağlamışız. Yani nerden bakarsanız bakın biz bir STK’ yız.Dünya çapında kurulan NGO’ ların modeliyiz.
Şimde gelelim Sayın Bakan’ın neden bizi kabul buyurmadığına…
Recep Bey;eğer bizi STK olarak makama kabul ederseniz öncelikle size ADSM denilen o müthiş yanlışı anlatacağız.Bunun yanın da Genel Müdür Yardımcısı olarak dişhekimliğine atadığınız tıp doktoru ile bu işlerin olmayacağını da anlatacağız..Ha bir yanlış tercih di bundan önceki meslektaşım ama o yanlış da sizin tercihiniz idi..Hemşehri- yada o zamanki bir başka politik bölgesel kimlik vs..)Burada TÜRK HALKININ AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI söz konusu ve Türkiye’de Diş’e dokunur bir yapılanma yok..Piyasayı allak bullak eden özel ve hür teşebbüsü kasıp kavuran, hastalara ucuz iş yapacağım diye teknisyen emeğini en pas paye duruma düşüren , eğitim ve istatistikten yoksun habire yerlere rengarenk seramikle, bekleme kapılarına dört tane dijital pano ile hasta adı doktor adı yazarak çağdaş modern alımlı diş hizmeti veren devlet müessesesi görünümlü ADSM denilen yerlerin ne acayip işler çıkardığını size göstereceğiz..Büyük işler yapılıyor gibi size rapor edilen bu yerlerde ne büyük belalar ağızdan ağza taşınıyor ve hala nasıl taşındığını anlatacağız.
Biz STK’ yız Sayın Bakan;
ADSM’ yi de eleştiririz.Bakanlığı da …Derneğimizde üye iken TBMM’ne giden dişhekimi vekilleri de eleştiririz.Kimseyi kırmadan, onurunu incitmeden.Çünkü bizim şahıslarla işimiz yoktur.Bugün varsınız yarın nerdesiniz belli olmaz.
Biz STK tanımında hak temelli bir STK’ yız Sayın Bakan;
Eğer makamınıza bağlı Zonguldak başhekimi basına demeç vererek derse 14.5 YTL’ ye porselen diş yaptırıyorum,bunun hatalı beyan olduğunu söyleriz.Bu başhekimin bilerek veya bilmeyerek halkı özel sektör dişhekimine düşman edici ilan ederiz…Bu arada kamu niteliğine haiz meslek örgütümüzün odalarının savunması ile bizi karıştırmayın.Hak temelli bu derneğimizle tıpkı çocuk haklarını savunan yada hayvan haklarını savunan STK’ ları gibi bizde halkın aldatılmamasını serbest dişhekiminin ezilmemesini savunan bir STK’ yız.
Bu yüzden dünyanın gözü bizim gibi derneklerde.Bu yüzden yıllardır ayaktayız.
Bağımsızız…
Ticari kar gütmeyiz…
Hakları savunmada siyasi otoritenin içindeliğe yada dışındalığa bakmadan hak olanın yanındayız…
Şu an ADSM denilen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri haksız çalışıyor.Rekabette devleti karşımıza çıkarıyor.Bu söylev size başka yollarla geldiyse onunla bizi (gerçek STK’ yı ) karıştırmayın.Kanunla üye olunan aidat zorunluluğu olan meslek örgütü gerçek sivil toplum kuruluşu olabilir mi tartışmasının yaşandığı bu arenada tüm dünyadan kopuk vaziyette biz dişhekimliği mesleki sivil toplum kuruluşuna
‘Siz nereden STK oluyorsunuz? Sizin meslek örgütünüz var.Onunla yanıma gelin!’diyemezsiniz.
Eğer Derseniz; ben de size bu köşemden yazacağım bir diğer yazımda Bakan Akdağ dünyalar kadar iş de yapsa maalesef STK kavramını henüz anlamamış bir hemşerim.. ‘dediği dedik …………biri’ diye bilinen Erzurum tabirini kullanarak dadaşlığımı yerine getiririm..
……………..
Tüm okuyucularıma içinde kene olmayan ama içinde bol yağmurların olduğu bereket dolu bir yaz geçirmelerini dilerim.
Kalın sağlıcakla..
METİN GÜRSAN |