• E-DERGİ
  • HAKKIMIZDA
  • KÜNYE
  • KANAL DENTAL
  • SİTENE EKLE
  • RSS
  • ARŞİV
  • İLETİŞİM
  • YENİ ÜYELİK
  • ÜYE GİRİŞİ
BÖLÜM: - 
TDB Başkanından Basına Duyuru

TDB Başkanından Basına Duyuru

Her seçim öncesinde dile getirilen ama iktidar olduktan sonra yerine getirilmeyen yaklaşımlardan birisi de ‘’sivil toplum örgütleri ile birlikte üreteceğiz’’ anlayışıdır.

Türk Dişhekimleri Birliği, hükümetlerin yaptığı düzenlemelere karşı yapıcı önerilerini sundu. Ama ne yazık ki; danışmamak, görüş almamak, sunulan önerilere değer vermemek, ‘’en iyisini ben bilirim’’ anlayışı sürdü.

Bu anlayışın sonucunda ortaya çıkan ve çıkacak olan sıkıntıları kamuoyuna taşımaya karar verdik ve şimdi sesimizi sizlere duyurmaya, sizler yoluyla kamuoyunu bilgilendirmeye ve iktidarı uyarmaya çalışacağız. Taleplerimiz dikkate alınmaz ise tepkimizi başka yöntemlerle halkımıza duyurmaya devam edeceğiz.

Bunun için 09 mart, Salı günü saat 10.00’da The Marmara Oteli-Taksim Balo Salonu’nda yapacağımız basın toplantısına ilginizi bekliyoruz.

TDB Genel Başkanı

Celal Korkut Yıldırım

BASIN TOPLANTISI 2004 MART

Her seçim öncesinde dile getirilen ama iktidar olduktan sonra yerine getirilmeyen yaklaşımlardan biriside sivil toplum örgütleri ile birlikte üreteceğiz anlayışıdır. Aynı oyunu bir kez daha yaşıyoruz. AKP geçmiş İktidarları aratmayacak siyaset yapma anlayışını sürdürüyor. Genel olarak sağlık özel olarak ağız ve diş sağlığı hizmetleri ile ilgili düzenlemeler konusunda ya sormuyor,ya birkaç gün kala görüş soruyor yada sunulan görüşlere,uyarılara itibar etmiyor.

Kısacası Türkiye’de siyaset yapma anlayışı “Bizim oğlan bina okur döner döner bina okur” anlayışını aratmayacak biçimde devam ediyor.

TDB meslek politikasını hiçbir zaman karşıtlıklar üzerinde kurmadı. Önerilerini akıl ve bilim süzgecinden geçirerek sadece mesleki çıkar ile toplumsal çıkarın ortaklaştırıldığı bir anlayışı temel aldı. Uzlaşı ve diyalog içerisinde ortak aklın kullanımı ile daha sağlıklı öneriler ortaya çıkaracağı bilinci ile hareket etti. Hükümetlerin yaptığı düzenlemelere karşı yapıcı önerilerini sundu. Ama ne yazık ki danışmamak, görüş almamak ,sunulan önerilere değer vermemek en iyisini ben bilirim anlayışı sürdü.

Bu anlayışın sonucunda ortaya çıkan ve çıkacak olan sıkıntıları kamuoyuna taşımaya karar verdik. Ve şimdi sesimizi sizlere duyurmaya ve sizler yoluyla kamuoyunu bilgilendirmeye ve iktidarı uyarmaya çalışacağız.Taleplerimiz dikkate alınmaz ise tepkimizi başka yöntemlerle halkımıza duyurmaya devam edeceğiz.

AKP iktidarı döneminde neler istedik ve neler oldu.

1. Türkiye’de diş hekimi insan gücünün fazla olduğunu bu nedenle yeni diş hekimliği fakülteleri açılmaması gerektiğini ve var olan fakültelerin de kontenjanlarının fiziki,teknik ve öğretim üyesi sayısı açısından değerlendirilip kontenjanlarının düşürülmesini talep ettik. Bu talebimize evet doğrudur denmesine karşın Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr Recep Akdağ’ın da imzasının olduğu bakanlar kurulu kararı ile Trabzon’da diş hekimliği fakültesinin açılmasına karar verildi.

Ayrıca geçmiş hükümetler döneminde açılmasına karar verilen Kayseri ve Kırıkkale’de de öğretimin başlamasına yönelik gerekli düzenlemeler yapıldı.

2. TDB yıllardır insan kaynaklarının verimli kullanılmasını ve bu anlamda öncelikli grupların ve tedavilerin belirlenerek diş hekimliği hizmetlerinin özelden de alınmasının gerekliliğini söylemektedir. Geçen yıl Maliye Bakanlılığı ve sağlık Bakanlığı ortak çalışması ile Emekli Sandığı Mensupları ile devlet memurları ve onların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin Ağız ve diş sağlığı hizmetleri sadece özel hastanelerden ve polikliniklerden alınmaya başlandı. Uzun bir süre bunun haksız rekabete neden olduğunu , hastaların hekim seçme özgürlüğünü engellediğini ve diş hekimleri arasında gelir dağılımı ile ilgili adil olmayan bir durum yarattığını anlattık. Ve sonunda 2004 yılı başında uygulamadan vazgeçildi.

3. Sağlık hizmetlerinin ticari bir meta olarak görülmemesi gerektiği ve bu anlamda bireyin öncelikle sağlığının korunmasına yönelik sağlık hizmetlerinin organize edilmesi gerektiği herkesçe kabul edilen bir tespittir. Sağlık hizmetlerini sunumunu gelir kaynağı olarak görmek ve bu anlayışla KDV oranını AB ülkelerinin genel ortalamasının çok üzerinde tutmak sağlık hizmetlerinin felsefesi ile örtüşmez.

Bu anlayış sağlık hizmetlerinin maliyetlerini arttıran ve hizmetin kullanımını engelleyen ayrıca hizmet kullanıcısı ile hizmet sunucusunu kayıt dışına zorlayan yanlış bir anlayıştır.

Seçim döneminde özellikle sağlık hizmetlerindeki KDV oranlarının düşürülmesi ile ilgili vaatler vardı. AKP iktidarı ilaçta KDV oranını % 8 indirerek çok doğru bir karar almıştır. Ama sağlık hizmetlerindeki KDV oranının düşürülmesini sadece ilaçla sınırlamak yanlış bir anlayışın ve uygulamanın başka bir göstergesi olarak önümüzde duruyor.

4. Bakanlığın kamu çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi ve bu kurumlarda hizmet üretiminin verimliğinin artması ile ilgili çabalarını olumlu bulmaktayız..

Kamu sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi ve bunun için verimliliği temel alan bir sistemin uygulanması bizim açımızdan uygun bır yaklaşımdır.

Ancak uygulama öncesi derinlemesine sorgulama yapılmaması, konunun paydaşlarının önerilerinin dikkate alınmamsı nedeni ile kamuda çalışan meslektaşlarımız ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

-Sağlık ocaklarında ve hastanelerde hemşireler ve teknisyenler diş hekimlerinden daha fazla ücret almaktadır

-Sağlık Bakanlığının farklı kurumlarında (Sağlık ocağı,Hastane,Ağız ve diş sağlığı Merkezi) aynı ve eşit hizmeti üreten diş hekimlerini arasında ücret uçurumları bulunmaktadır.

-Diş hekimleri tıp hekimleri kadar yoğun çalışmalarına benzer risklere maruz kalmalarına karşı yaratılan değerden aldıkları pay hekimlerin 1/5 ile 1/10 arasında değişmektedir.

-Gerekli kontrol mekanizmaları kurulmadığı için hizmetin standartlarında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

-Kurumun verimliliği ve üretilen değerin paylaşımı konusunda kişilerin belirleyici olması çalışanlar arasında çatışmalara yol açmaya başlamıştır.

5. Ve son olarak Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin 6. maddesinde yapılan değişiklikle özel statüye sahip ve tüzüğünde diş hekimliği hizmeti sunumu ile ilgili düzenleme bulunan dernek ve vakıfların yanı sıra meslek kuruluşlarına diş hekimliği polikliniği ve merkezi açma hakkı verilmiştir.

Böyle bir düzenlemenin neden yapıldığını anlayabilmiş değiliz. Hangi gerekçelerle hazırlandığı sorgulandığında ortaya çıkan senaryoyu diş hekimini sermayenin ücretli çalışanına dönüştürme olarak okumaktayız.

Özel statüleri de olsa Dernekler ve Vakıflar; belli amaçla bir araya gelmiş kişilerin o amacı gerçekleştirmek için kurdukları yapılardır. Bu yapıların kendi asligörevleri dışına çıkmaları hem etik olarak hem de yapıların işlevselliği olarak doğru değildir. Meslek kuruluşları ise amaç maddelerinde belirtildiği gibi mesleğin sorunları için çabalayan ve yenilikleri meslektaşlarına taşıyan kuruluşlardır. Bir meslek kuruluşuna,derneğe vevakıfa kendi alanı dışında yetkiler tanınması o meslek kuruluşunun hem ticarileşmesine hem siyasileşmesine neden olur.

Yeni düzenleme ile bir çok dernek ve vakıf özel statülerinin kendilerine verdiği “özel” hakları kullanarak kendi kimliklerini unutarak farklı alanlarda enerjilerini kullanacaklardır. Bugün bunun en somut örneğini Kızılay ‘ da görmekteyiz.

Kızılay kendi asli görevlerini bir yana bırakarak bazı kişilerin ticarethanesine dönmüştür. Kızılay şube başkanları kurdukları yada kurdurdukları şirketlerle kurumun ihtiyacı olan malzemeyi ,hizmetleri dışarıdan alarak endirekt yollarla ticaret yapmaktadırlar.

Kızılay’ın sadece yoksullara sağlık hizmet vermesi kabul edilebilir bir uygulamadır. Ancak Kızılay toplumun varsıl kesimine de hizmet vermektedir. Bu durum niyetlerinin ne olduğunu açıkça göstermektedir. Aynı şekilde Özel vakıf statüsündeki, Başkent Üniversitesi Türkiye çapında açtığı hastanelerle eğitim hizmeti yerine sağlık hizmetinin ticaretini yapmaktadır.

Meslek Kuruluşlarına böyle bir yetkinin verilmesi de anlaşılır değildir. Barolar Birliğinin,Eczacılar Birliğinin. Makine Mühendisler odasının diş hekimliği hizmeti veren poliklinik ve merkez açması ne kadar doğru ise Diş hekimleri Birliği’nin de Eczane,hukuk bürosu, v.s açması o kadar doğru olacaktır.

Danıştay hekimlerin birleşerek açtıkları toplu çalışma birimlerini özel muayenehane statüsünde değerlendirmiş ve bu tür kuruluşların hekim dışı meslekler tarafından açılamayacağına karar vermiştir.(Danıştay 10.Daire 30.05.1995 t.1993/5337 E. 1995/2690 K.)

Bu uygulama; diş hekimini kendisi için çalışan meslek grubu olmaktan çıkarıp başkalarına(sermayeye) çalışan meslek grubuna dönüştürme projesinin hazırlıklarıdır.


Dentha Haber Ajansı / 2004-04-01



Editör Dental Gazete    Tarih 17 Temmuz 2014, 01:34

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Dental Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Haberler HABERLERİ
HAFTANIN HABERLERİ
TIP  BAYRAMINDA % 25 İNDİRİM Sektör 2017’ye güçlü giriyor, hedef 1 milyar dolar: DİŞSİAD ile TDB arasında Prof.Dr. Mutlu Özcan’ın başarıları kendisine TÜBA adaylığı getirdi
 
E-POSTA LİSTESİ
 
      DİŞ HEKİMLİĞİNDE TÜRKİYE'NİN SESİ

www.dentalgazete.com’da yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Dental Gazete adına Dentha San. Tic. Ltd. Şti’ye aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Adres : Cennet Mah. Hürriyet Cad. Huzur Apt. No: 7 Kat: 1 D: 2 P.K.: 34290 Küçükçekmece/İstanbul
Tel : 0212 424 43 43
Faks : 0212 425 71 84